Otomatik taslak
Otomatik taslak

Kimsin Sen?

Ne yapacağımı bilemedim. Sadece dona kalmıştım. Odaya girdiğimde yerde yatan 5 ya da 6 kişi vardı. Üst üste geldikleri için kim olduklarını seçemedim. Sanırım ölülerdi kimse kımıldamıyordu ve ufak ufak çizikler vardı sırtlarında. Biri dışında kandan yüzü bile görülmüyordu. Köşede bir kız yatıyordu. Oturuyordu da denebilir. Sesi çıkmıyordu. Bana bir şey söylemeye çalışıyordu. Anlamadım. Yanına gittim. Eğildim onu duymaya çalıştım. Yardım etmeye çalıştım ama sadece kaçmam gerektiğini söyledi. Yardım etmek istedim onu kaldırmaya çalıştım ama izin vermedi.  Tek dediği şey bu okuldan çıkman gerekiyor ve unutma sakın arkana bakma. Tekrar bir şey söyleyemedi ve gözlerin kapattı. Korkudan, şaşkınlıktan ve çaresizlikten ağlamaya başladım. Ne yapacağımı bilmiyordum bu okuldan nasıl çıkacağımı da. Her şeyden habersiz sabah okula gelmiştim. Böyle şeylerin olacağını nerden bilebilirdim ki. Kendimi toparlamaya çalıştım. Ayağa kalktım ve odada kendimi savunabileceğim bir şey aradım. Ama neye karşı savunacaktım hiçbir şey  bilmiyordum ne olduğu ilgili. Ne olduğu hakkında. Odada sağlam bir demir buldum. Onu elime aldım. Ve odanın kapısını yavaşça açtım. Aniden bir kız çıktı karşıma. Kan içindeydi ve yere düştü birden. Kız yüz üstü yere düştü ve sırtında yaylı oklardan vardı. Birkaç tane . O  oklar ölümüne sebep olmuştu. Ardından bir silah sesi duydum. Korkunun da etkisiyle başımı eğip kulaklarımı kapattım. Ardından bir ses daha geldi. Kortum ve kapıyı kapattım ve kilitledim. Kapının yanındaki dolabı kapının önüne sürükledim. Kapıdan bir adım uzaklaştım. Biri kapıya vurdu. Korkuyla bir adım daha uzaklaştım. Tekrar vurdu. Arkama bakmadan geri geri yürüdüm. Ve ayağım cesetlerden birine takıldı ve ceset yığınının üstüne düştüm. Bu sırada o şey her neyse kapıyı tekmelemeye devam ediyordu. Odada saklanabileceğim bir yer yoktu. Kapı kırılmak üzereydi. O sırada aklıma bir fikir geldi. Kendimi ceset yığınlarının altına sakladım. Sakladım ve sessizce beklemeye başladım. Kapı kırıldı. Cesedin parmakları arasındaki küçük boşluktan görebiliyordum. Bir adam girdi odaya. Üstünde beyaz bir tişörtü vardı. Ama kandan kıpkırmızı olmuştu. Altında kamuflaj desenli bir pantolon vardı. Botları siyah ve deri bot, bağcıkları epey kalın ve çok tozlanmıştı. Siyah deri ceketi de çok yıpranmıştı. Elinde ağır bir silah vardı. Yüzünde bir maske ve benzeri bir şey yoktu. Yani kendini saklama ihtiyacı duymamıştı. Bu adam kimdi neden buradaydı ve neden  bu insanları öldürmüştü. Beni fark etmeden odadan çıktı. Birkaç dakika bekledim sonra bende ceset yığınlarının altından çıktım. Odadan çıkmaya hazırladım. Yere bıraktığım sopayı aldım ve odadan çıktım. Yürümeye başladım. Arkadan bir tetik sesi duyunca durdum. Yavaşça arkamı döndüm. O adam. Karşımda duruyordu silahı bana doğrultmuştu. Bana bir isim söyledi ve nerde olduğunu sordu. Sesim titreyerek bilmediğimi söyledim. Ve elinde silahla karnıma ateş etti. Yere düştüm. İşimi yaramazsın o zaman dedi. Ve üstümden geçti. Öylece kalmıştım. Tam giderken arkasını döndü ve kalbimin oralara tekrar ateş etti. Duvara doğru sürünmeye başladım. Ama kan kaybım çok fazlaydı. Üstüme bir ağırlık çöktü. Sürünememeye başladım. Ve dayanamayacağımı anlayınca pes ettim ve orada gözlerimi kapattım.

(Visited 50 times, 1 visits today)

Bir cevap yazın