KOMŞU

Annem, babam ve kardeşim ile bir apartmanda oturuyoruz. Yanımızda da çok sessiz, mutsuz biri yaşıyor. Her sabah saat 7’de çöpünü kapının dışına bırakır sonra da evinden çıkmaz. Okuldan geldiğim bir gün ayakkabılarımı dışarıda unutmuştum. Komşumuzda ayakkabılarımın dışarda olduğunu görüp beni şikayet etmişti. Site kurallarında ayakkabılarımızı dışarıda bırakmamak olduğunu biliyordum ama herkes unutabilirdi. O günden sonra komşumuza “Huysuz komşu” lakabını taktım. Birkaç ay geçti ailem bir kedi sahiplenmeme izin verdi. Ama bu kediyi sokakta bulmuştuk. Kediyi ilk aldığımızda bir deri bir kemikti. Büyük ihtimalle sahibi tarafından sokağa atılmıştı. Son zamanlarda şunu fark etmiştim. Kedi her gün birkaç saat kaybolup geri dönüyordu. Bir gün kediyi takip etmeye karar verdim. Kedim küs olduğumuz komşumuzun kapısına doğru koştu ve gözden kayboldu. Kapı açıldı içeriden tuhaf kokular geliyordu. Çığlık atacaktım ama bunun iyi bir kara olmadığına karar verip vazgeçtim. İçeriye doğru ilerledim içerisi giderek belirginleşiyordu. Aslında çok sade bir evdi düşündüğüm gibi hayaletler, örümcek ağları, mumyalar yoktu. Kedimi gördüm ama koku gittikçe artmaya başladı. Kedimin yanında bir mama kabı olduğunu gördüm. İçinde kötü kokan bir şey vardı. Kedimi kollarımın arasına aldım ve arkamı döndüm. Karşımda huysuz komşumuz vardı gülümsedi geri çekildi. Ben de ona gülümsedim içimden ne kadar tatlı bir insan olduğunu geçirdim. Herhalde kedimizi çok sevmişti. Aylar sonra kedimizin komşumuzun kaybolan kedisi olduğunu öğrendik. Komşumuz beni üzmemek için söylememiş bunu. Kediyi ona verdikten sonra her gün evine gittim. Ne kadar huysuz ve mutsuz gözükse de içinde bir melek vardı.

(Visited 1 times, 1 visits today)