Korona’ya “Dur” Demeli

0

Sokağa çıkma yasağının 27.günü. Koronavirüs’ün kırıp geçtiği ülkeden, İtalya’dan, sizlere yazıyorum. Uzun yıllardır İtalya’da yoğun bakım doktoru olarak çalışıyorum. Hayatım, insanların hayatını kurtarmakla ya da çaresizce ölümlerini izlemekle geçti. Bir doktor olarak hastane kapısından adımımı attığım an, kalbimi ve duygularımı orada bırakırım. Lakin bu aralar… Dolup taşan hastane koridorları, yetersiz gelen morg sayısı, artan ölüm ve vaka sayısı… Kalbimin ve vicdanımın sesi, burada yaşananlara sessiz kalamadı.

Aslında burada sokaklar hiç olmadığı kadar boş, insanlar hiç olmadığı kadar sessiz. Çin’in Wuhan kentinden dünyaya yayılan koronavirüs, bir anda yaşamı durma noktasına getirdi. Tedbirsizlik ve bu virüsü ciddiye almamanın sonuçlarını yaşıyoruz şu anda. Sosyal medyada, insanların moral bulmak amacıyla balkondan şarkı söyledikleri görüntüler viral oldu. Herkesin balkonda topluca yaptığı spor aktiviteleri, pencereden pencereye tenis oynayan iki adamın videosu milyonlar tarafından izlendi. İtalya’nın dünyaya gösterdiği “güzel yüzünün” bu olduğunu sadece olaya şahit olanlar biliyor.

İstirahatimin 8. saatinde yaşananları kaleme almaya karar verdim. Bizler, yoğun bakım doktorları, vardiyalı çalışırız. Yoğun bakımda çalışmak ekip işidir, 24 saatin sonunda ekip arkadaşın görevi devralır. Yaşadığımız olağanüstü durumdan ötürü 48 saatlik mesai yaptık, yorucu ve yıpratıcı geçen 2 günün ardından dinlenme sıram geldi. Şimdi sizlere İtalya’da, bulunduğum şehir Venedik’te, yaşananları birer birer anlatacağım:

Devir teslim için sabah erken saatte kalkmıştım. Kahvaltımı yaptım, maskemi takarak sokağa çıktım. Sokakta polis sireni yankılanıyordu, sonrasında bağırışları işittim. Kendimi, sesin geldiği yöne doğru gitmekten alıkoyamadım. Gittiğimde markete girmeye çalışan genç bir adamı tutuklayan polisi gördüm. Sokağa çıkma yasağını delen adam yaka paça gözaltına alınmıştı gözlerimin önünde. Adamı böyle davranmaya itenin ne olduğunu düşündüm. İnsanlar delice gıda ve tuvalet kâğıdı stokluyordu. İhtiyacı dışında bir sürü şey satın alan insan sayısı oldukça fazlaydı. Gerçekten ihtiyacı olan insanlar, ne yazık ki, marketlerde aradığı şeyi bulmakta güçlük çeker olmuştu. Belki de sırf bu yüzden böyle bir saçmalığı yapmayı göze almıştı. Kim bilir?

En acısı da neydi biliyor musunuz? Mesai bitiminde, üst mercilerden hastalar arasından seçim yapmam istenmişti. Durumu ağır olan vakalara müdahale etmemem konusunda emir almıştım. Halbuki biz bu mesleğe başlarken ant içmemiş miydik? Bunu yapacağıma inanamıyorum. Yetersiz imkanlar ve alınmayan önlemler yüzünden resmen hastaları ölüme yollayacağız! Ümidimin ve insanlığımın tükendiği noktada, ulaşabildiğim kadar kişiye ulaşıp geç olmadan harekete geçmelerini sağlamak istiyorum.

Bizde durum bu! Siz de bu hale gelmek istemiyorsanız önlemlerinizi artırın. Mümkün olduğunca dışarı çıkmayın, insanlarla temas kurmayın. Semptomları gösteriyorsanız en yakın sağlık kuruluşuna maske takarak başvurun. Devlet büyükleri ise uygulayabildiği kadar fazla kişiye test uygulasın. En önemlisi bilinçli olun ve paniğe sakın kapılmayın.

Bunca kötü şeyin arasında sizlere Venedik’ten güzel bir haberim var. Doğa, kendinin olanı geri alıyor. Venedik’te kanalların suyu temiz akmaya başladı. Temiz kanallarda, 60 yıldır görülmeyen balıklar ve kuğular görünmeye başladı.  Biz insanoğlu, doğanın dengesini nasıl bozduysak gün geldi doğa da bizim dengemizi böyle bozdu işte. Daha sağlıklı günlerde görüşmek ümidiyle…

 

Image

 

 

 

 

 

(Visited 171 times, 1 visits today)

About Author