Meraklı Hans

Hans Almanya’da ailesiyle birlikte yaşayan, ders notları güzel olan 16 yaşında bir çocuktu. Her sabah erkenden okuluna gidip öğleden sonra eve gelirdi. Bir gün derste öğretmen sınıfa ilginç bir anılarının olup olmadığını sordu. Hans öğretmen soruyu sorar sormaz elini kaldırdı ve anlatmaya başladı “2 sene kadar önce ilkbahar zamanlarında dışarıya dolaşmaya çıkmıştım, evden biraz uzaktaki bir parkın yakınlarında dolaşırken aniden telefonum çaldı, arayan arkadaşımdı. Telefonu açtım, biraz konuştuktan sonra arkadaşım benden bir iyilik yapmamı istedi. Ona ne iyiliği olduğunu sordum. Benden bir yere bir kargo bırakmamı istedi. Ona bunu kargocuların yapabileceğini söyledim fakat o ısrar etti, benim götürmemi istiyordu. Ona fazla uzağa gidemeyeceğimi zaten evden uzakta olduğumu söyledim. O da bana yakın bir yer olduğunu hızlıca bırakabileceğimi söyledi. Kargoyu onların evinden alacaktım, o yüzden yola çıktım. Olduğum onların evine fazla uzak sayılmazdı. Evlerine vardığımda kapıyı açtı, bana ufak bir paket verdi. Sonra da paketi kapıya bırakıp uzaklaşmam gerektiğini söyledi. Neden kapıya bırakmam gerektiğini sordum. O da bana sen sadece bırak sonra uzaklaş dedi. Bir gariplik olduğunu düşündüm fakat bir şey söylemedim. Paketi bırakacağım yer evimize yakındı. Fakat orası çok tenha bir bölgeydi. Oraya daha önce hiç gitmemiştim. Normalde evimizin yakınındaki her yeri çok iyi bilirim. Paketi bırakacağım eve varmıştım, paketi bırakıp uzaklaşmam gerekiyordu fakat ben zile bastım. Kapıyı iri yarı uzun boylu bir adam açtı. Neden geldiğimi sordu bende ona bir paket getirdiğimi söyledim. Adamla konuşurken bir yandan içeriye bakmaya çalışıyordum. Ev büyük bir evdi fakat dışardan kötü gözüküyordu ama içeri hiç de öyle değildi. İçerisi görebildiğim kadarıyla muazzamdı. Son teknoloji bilgisayarlar vardı ve duvarlar dışarıdan gözüktüğü gibi değildi. Ben içeriye bakmaya çalışırken adam elimden kargoyu hızlıca alıp kapıyı kapattı fakat ben burayı merak ediyordum. Okul çıkışlarında ve tatillerde o evin etrafında dolaşıyordum. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Eve bazen birileri geliyordu ve uzun bir süre çıkmıyorlardı. Bir gün eve dönerken yine o evin yanından geçmeye karar verdim. Geçerken kargoyu verdiğim adamın evden çıktığını gördüm. Evin boş olduğunu düşündüm ve biraz yaklaştım. Evin yan tarafındaki camlardan bir tanesi yarım açıktı. Oradan sığabileceğimi düşündüm ve yavaş yavaş cama doğru gitmeye başladım. Cama vardığımda önce içeriye biraz baktım ses yoktu. Camdan içeri sessiz bir şekilde girdim ve olabildiğince dikkatli olmaya çalıştım. Hiç ses çıkarmıyordum, evi biraz inceledikten sonra muhtemelen bodruma gittiğini düşündüğüm bir kapı buldum. Kapının üstünde ‘Girilmez!’ yazıyordu. O yazıyı görünce biraz tedirgin oldum. Evi biraz daha dolaştım ve en sonunda merakıma yenik düştüm ve ‘Girilmez’ yazan kapıyı ardına kadar açmış bulundum. Tahmin ettiğim gibi bodrum gibi bir yere gidiyordu fakat bodrumdan ziyade bir sığınak gibiydi. Yavaş adımlarla aşağıya doğru indim. Aşağıya indiğimde ağzım açık kalmıştı, içerisi bir sığınaktan çok cephanelik deposu gibiydi. Oradakileri görür görmez hemen yukarı doğru koşmaya başladım. Girdiğim pencereden hızlıca dışarıya atladım ve eve doğru hızlıca gittim. Eve varır varmaz aileme gördüğüm şeyleri anlattım. Dediklerimi duyunca polisi aradılar ve her şeyi anlattılar. Aynı akşam polis o eve operasyon yaptı. Evden çok sayıda askeri mühimmat çıkmıştı. Polis bana neden burayı girdiğimi sordu. Ben de onlara arkadaşım buraya bir paket bırakmamı istediğini buraya geldiğimde de içeride ne olduğunu merak ettiğimi o yüzden girdiğimi söyledi. Polis bana şanslı olduğumu söyledi.” Öğretmeninin ağzı açık kalmıştı. Duyduklarına inanmakta zorlanıyordu. Bunların gerçek olup olmadığını sordu. Hans başını evet şeklinde salladı.

(Visited 12 times, 1 visits today)