Pera Palace’ın yemek salonunda beş kişilik bir masada tek başıma oturmuş, bekliyordum. Ne veya kim için beklediğimi bilmiyordum. İçimden ” Ben buraya nasıl geldim? ” diye kendime sordum. Derken dört kişinin daha kapıdan girdiğini gördüm. Bu yüzleri nerede görsem tanırdım. Onlarınsa benim varlığımdan haberleri bile olmadığını düşünüyordum. Hatta iki tanesinin şu an hayatta bile olmaması gerekiyordu! Ben tüm bunları düşünürken gelip yanıma oturmuşlardı.
Gelenler Milli Voleybol takımımızın oyuncularından Melisa Vargas, oynatma listemdeki hemen hemen tüm şarkıların sahibi Mabel Matiz, Cinayet romanları kraliçesi Agatha Christie ve birçok insan için dünyanın en büyük lideri Mustafa Kemal Atatürktü! bu insanların hepsi benim idollerimdi fakat hepsi nasıl ve neden benim yanıma gelmişti?
Yemek sipariş vermemize gerek yoktu, zaten bir tane menü vardı. Agatha yemek salonundaydık. Pera Palace dizisinin de büyük bir kısmı burada çekilmişti. Sanırım o anki zamandan (tarih) kimsenin haberi yoktu. Biz de her şeyin normale dönmesini umarak sohbet etmeye başladık.
Atatürk’e ”Tüm dünya hala sizin kadar büyük bir liderin hayatını ve yaptığı yenilikleri konuşuyor.” Atatürk gurur duymuşa benzemiyordu. ”Türkiye’nin gelişeceğini biliyordum ama aklımda hiç böyle bir şey yoktu.” Buraya gelmeden önce tüm o çarpık kentleşmeyi gördüğünde çok üzülmüş olmalıydı.
Agatha’nın kitaplarını okumaya daha bu sene başlamıştım. Henüz sadece beş tane kitabını okumama rağmen en sevdiğim yazar haline gelmişti bile! Pera Palace’da bir kitap bitirecek kadar uzun kalmıştı hatta bulunduğumuz salona adını vermişti ! Yüzünde samimi bir gülümsemeyle bana bakıyordu. Ben de ona ”Burada o kadar ünlüsünüz ki salona sizin adınızı vermişler! Hatta muhtemelen masadaki herkes kitaplarınızdan okumuştur!” dedim. Bana ”Teşekkür ederim, kitap okumayı sever misin?” dedi. ”Kitap okumak benim yapmayı en çok sevdiğim şey. Çoğunlukla müzik dinleyerek okurum. Alakasız da olsa müzik ben kitap okurken hep açık olur.” dedim. ” Mabel Matiz de sizin kitaplarınızı okurken bana en çok eşlik eden sanatçılardan biri!” En çok dinlediğim şarkıların listesini açtım ve Mabel’e gösterdim. ” Aralara girmiş birkaç Pentagram, Haggard ve doksanlar Türkçe pop şarkıları dışında hepsi senin!” dedim. Kendisi bile inanmamışa benziyordu. Tam yetmiş beş şarkı vardı! Sonradan Agatha’ya ”Bak sen şu işe, biz iş birliği yapıyormuşuz!” dedi.
Melisa Vargas’a da ”Biliyor musunuz, sizin maçlarınızı televizyondan balığım ve annemle beraber izliyoruz. Ben de voleybol oynuyorum fakat zevkine. Sadece manşet , Parmak pas ve smaçta iyiyim. Servislerim ağın karşısına geçmiyor bile.” O da bana dedi ki ”Zaten yeni başladığımda ben de iyi değildim, çalıştıkça düzeltirsin.” dedi ve Atatürk ile konuşmaya başladı. Bir süre sonra ışıklar çıktı ve herkes eskiden bulunduğu yere döndü.
