Sessizler

Bir sabah uyandığımda herkesin iç sesini duyabildiğimi fark ettim. Gözlerimi açtığımda her şey normal gibiydi. Odam aynı, yorganım buruşuk, perdelerden biraz güneş sızıyor. Ama bir tuhaflık vardı. Kafamın içinde bana ait olmayan bir ses dolaşıyordu. Önce rüya sanıp gözlerimi tekrar kapattım. Ama ses gitmedi. Sonra annemin mutfaktan sesi geldi, “Kahvaltı hazır!” diye seslendi ama ondan önce zihninden geçen düşünce kafamda çınladı: Bugün lütfen normal olsun, sadece bir gün huzurlu geçsin yeter. O an ne olduğunu anladım. Artık insanların iç seslerini duyabiliyordum.

Yatağımdan kalktım, kafamda yankılanan cümleyle birlikte mutfağa gittim. Annem sanki hiçbir şey dememiş gibi davranıyordu ama ben onun içini duymuştum. Bu bana hem çok garip hem de biraz korkutucu geldi. Kahvaltı boyunca sessiz kaldım. Bir tek ben konuşmuyordum ama herkesin kafası konuşuyordu. Sokağa çıktığımda durum daha da ilginçleşti. Karşı komşumuz kapıyı kilitlerken içinden şöyle diyordu: Keşke dün o lafları söylemeseydim, hâlâ vicdan azabı çekiyorum. Yolda yürüyen bir çocuk annesinin elini tutuyordu ama zihninden geçen cümle farklıydı: Babam nereye gitti, neden bir daha gelmedi?

O an bir anlığına durdum. Etrafımdaki herkes susuyordu ama ben sanki kalabalık bir odada gibiydim. Herkesin içinde bir başka kişi vardı ve ben artık o kişiyi duyabiliyordum. Bir genç adam telefonuna bakıyordu, ama içinden şöyle geçiyordu: Hiçbir şey yolunda gitmiyor, galiba pes edeceğim. Yaşlı bir kadın bankta oturuyordu, gülümseyerek etrafa bakıyordu ama iç sesi hüzünlüydü: Bugün eşimin ölüm yıl dönümü, kimse hatırlamadı. Herkesi olduğundan farklı görmeye başladım. Dışarıdan her şey normaldi ama içeride fırtınalar kopuyordu.

Bir kafeye oturdum, etrafı izlerken insanların iç sesleri hâlâ geliyordu. Garson siparişimi alırken şöyle düşünüyordu: Gülümsemeye çalışıyorum ama gerçekten çok yoruldum. Bugün biri “İyi misin?” dese ağlayacağım. Kalbime bir şey oturdu. Benim de öyle günlerim oluyordu ama kimse anlamıyordu. Şimdi onların da böyle olduğunu bilmek tuhaftı. Daha az yalnız hissettirdi.

O günden sonra bu yetenek devam etti. Artık kimse bana yalan söyleyemiyordu çünkü ne söyledikleri değil, ne düşündükleri önemliydi. Bazen iç sesleri duymak beni mutlu etti. Biri sevdiğini düşündüğünde, ya da bir şey için heyecanlandığında içi kıpır kıpır oluyordu. Ama çoğu zaman acı veriyordu. Herkes bir şeylerden korkuyordu, üzülüyordu ya da bir şeyleri özlüyordu. Aslında biz dışarıdan çok farklı görünsek de içeride hepimiz birbirimize benziyorduk.

İnsanlar en çok sustuklarında konuşuyordu. Ben artık bunu çok iyi biliyordum. Sessizlik dediğimiz şey aslında kelimelerin saklandığı bir yerdi. O gün ve ondan sonraki her gün, insanların iç seslerinde kendimi bulmaya başladım. Ve anladım ki belki de insan olmak, sadece konuşmakla değil, başkalarının sessizliğini duymakla ilgiliydi.

(Visited 6 times, 1 visits today)