Sessizliğin İçindeki Dünya

Bir sabah uyandığımda dünyada herkesin tek bir duyusunun güçlendiğini fark ettim. İnsanlar bu duruma şaşkınlıkla alışmaya çalışırken, benim için bu duygu işitme oldu. En küçük sesler bile artık bana son derece net geliyordu. Rüzgârın yapraklara fısıltısını, uzaktaki bir kedinin yumuşak adımlarını, hatta insanların kalp atışlarını bile duyabiliyordum. İlk başta bu durum beni korkuttu çünkü alıştığım dünyanın çok daha gürültülü olduğunu fark ettim.

Zamanla bu yeteneğin hayatımı hem zorlaştırdığını hem de zenginleştirdiğini anladım. Kalabalık yerler benim için yorucu hâle geldiği için daha sakin alanları tercih etmeye başladım. Doğayla baş başa kalmak bana huzur veriyordu. Müzik ise benim için bambaşka bir anlam kazandı; her nota, her melodi içimde derin duygular uyandırıyordu. Daha önce fark etmediğim ayrıntıları duymak, müziği adeta yeniden keşfetmemi sağladı.

İnsanların ses tonlarından hislerini anlayabildiğim için ilişkilerim güçlendi. Kimin üzgün, kimin mutlu olduğunu kolayca hissedebiliyordum. Bu sayede daha anlayışlı biri oldum. Sessizliğin değerini öğrendim ve dünyayı dinleyerek yaşamayı seçtim.

(Visited 1 times, 1 visits today)