Sevimli Dostum

Okul bitmişti. Çok yorulduğum için bir an önce eve gidip uyumak istiyordum. Evimiz yakın olduğu için yürümeye başladım. Kulaklığımı telefonuma takıp en sevdiğim müziği açtım ve dinlemeye başladım. O an eve gitmekten başka bir arzum ve düşüncem yoktu. Daha sonra karşıma bir köpek çıktı. Daha yavruydu ve çok tatlıydı. Onu sevmeye başladım. Tüyleri çok yumuşaktı. Hiç hırçın bir köpek değildi. Bana saldırmadı. Hatta aksine bana kendini sevdirmeye çalıştı. O an keşke benim de bir köpeğim olsa diye düşündüm. Ama annem izin vermezdi çünkü kendisi temizlik hastasıydı. Köpeğe son bir kez baktım ve yürümeye devam ettim. Aradan birkaç saniye geçmişti ve bir ses duydum. Bu ses çok şiddetli olmalıydı ki kulaklığım takılıyken bile gayet net bir şekilde duyabilmiştim. Ne oldu diye bakmak istedim ve arkamı döndüğümde daha demin gördüğüm sevimli köpeğin kanlar içinde yattığını gördüm.

Bir araba çarpmış ve çarpan kişi sorumluluğunu almak istemediği ya da “fark etmediği” için arkasına bile bakmadan yoluna devam etmişti. O küçücük, masum, sevimli köpeği yerde o şekilde görmek beni çok üzmüş ve sinirlendirmiş olacak ki vuran kişinin arkasından küfürler etmeye başladım. Daha sonra tekrar köpeğe baktım ve acıdan inlediğini fark ettim. Etrafta herkes böyle bir olay yaşanmamış gibi normal hayatlarına devam ediyordu. O anda sanki bütün dünya sessizliğe büründü. Bu yardım çığlığını bir tek ben mi duyuyordum?

Zavallı köpeği tabii ki orada öyle bırakmadım. Hemen köpeği elime aldım ve evimizin karşısında yeni açılmış olan veterinerin içine çığlık atarak girdim. İlk başta ne olduğunu anlamadılar ama sonra elimdeki yaralı köpeği görünce hemen elimden alıp tedavi etmeye başladılar. Ben acaba masum ve zavallı köpek ölecek mi diye düşünürken köpeği tedavi eden veteriner odadan çıktı ve yanıma geldi. Beni ilk başta duyarlılığımdan dolayı tebrik etti ve bana teşekkür etti. Daha sonra bana köpeğin ölmediğini ama bir ayağının sakat kalacağını söyledi. Üzülsem mi sevinsem mi diye düşünürken annem aramaya başladı. Merak etmiş olmalıydı. Ben de telefonu açıp olayların hepsini en ince ayrıntısına kadar anlatmaya başladım. O da hayvanları çok seviyordu. Sadece evde besleme fikrine pek yanaşmıyordu. Bu olanları duyunca o da çok sinirlendi ve evde olduğunu, bu yüzden yanıma gelebileceğini söyledi. Onu beklerken köpek nasıl diye yanına gittim. Canının yandığı çok belli oluyordu. Daha sonra annem geldi ve köpeği o da benim gibi çok sevdi. Uzun zamandır eve köpek almak istediğimi biliyordu. Bu yüzden evin temizliğinde ona yardım etmem koşuluyla bu duyarlılığın bir ödülü olarak köpeği eve alabileceğimi söyledi. O anki mutluluğum kelimelerle anlatılamaz.

Aradan biraz zaman geçti ve köpeğe Cesur ismini vermeye karar verdim. O benim gördüğüm en cesur köpekti. Bir ayağı topaldı ama benim en iyi dostum o oldu.

 

(Visited 104 times, 1 visits today)