Yaşasın! Mutfakta Köpekbalığı Var

Babam hep der ki, “Annenin yaptığı ezogelin çorba, mercimek çorbası, restoranlardaki gibi olmuyor. Onlarda gerçek çorbanın tadını alıyorum, anneninkinde alıyorum.” Ben de babama katılmıyor değilim aslında. Niye acaba, derken, problemi çözdüm galiba.

Annemin mutfaktaki tek derdi yaptığı yemeklerin vitaminli, sağlıklı olmasıdır. O yüzden bir sürü şeyi karıştırır. Özellikle de çorba yaparken yemek istediğimiz sebzeleri çorbanın içine gizli gizli koyar. Çorba sofraya geldiğinde içinde kereviz olduğunu anlamayız ama vardır bir farklılık, çözemeyiz. Veya pırasa yemediğimiz için soğanı kavururken pırasa da koyar içine ama biz bilmeyiz. Yeni yeni öğrendim bunları.

Aslında sadece annem değil, babam da bize en sağlıklı, en doğal yiyecekleri bulmak için uğraşır. Balı Bitlis’ten, tereyağını Nazilli’den, balığı taze taze denizden oltayla tutulmuş olanından, ekmeği tam buğday unundan alırlar. Tuzu da marketlerde gördüğümüz süslü püslü ambalajları, isimleri olanlardan almazlar mesela. Kaya tuzu diye bir şey varmış. Çankırı’daki mağaralardan özel olarak çıkartılırmış. Onu arayıp bulurlar.

Annem, babam bizim için bu kadar uğraşırken, ben önüme konan tabaklara hiç de iştahla bakamıyorum maalesef. Keşke hep makarna, pilav, et , çikolata, dondurma yesem diyorum. Özellikle de pizza! En sevdiğim. Ben pizzayı çok seviyorum ama annem yememi hiç istemiyor. Ne zaman için salam, sosis olan bir şey yesem üzülür. Keşke hem annemin istediği gibi sağlıklı hem de benim istediğim tatlarda güzel yiyecekler olsa. İşte bu düşünce ile ben de kendi tariflerimi hazırlamaya karar verdim. Belki annem benim için yapar.

İlk tarifim pizza. Önce annem tam buğday unu ile nohut mayasını, kaya tuzunu, dağların en yüksek yerlerinde şişelenmiş tertemiz suyu karıştırıp hamur yapacak. Sonra babaannemin yazdan bizim için hazırlamış olduğu domates konservelerini kaynatıp sos hazırlayacak. Tabak gibi açtığı hamurun üzerine domates sosunu sürüp üzerine de organik kaşar peynirlerini dizecek. En üstüne de düğme gibi hazırlayacağı sarımsaklı köfteleri sucuk niyetine dizip fırına atsa olmaz mı? Hem kardeşimle ben de yardım ederiz. Çok eğlenceli olur. Aralarına kurutulmuş domates, biber, patlıcan koymasına bile razıyım. Bence gayet güzel bir tarif oldu.

Aklıma gelen diğer bir tarif de lolipop balık. Annem balıkları köfte gibi yoğursa, sonra onlardan topçuklar hazırlayıp çubuklara batırıp fırında pişirse. Ben de o lolipop balıkları annemin hazırlayacağı soslara batırıp batırıp yesem.

Bir de annemin eskiden yaptığı dondurulmuş çilekler vardı. Baharda çıkan güzel, hormonsuz çilekleri püre haline getirir, buz kalıpları içinde dondurup saklardı. Sonra da kış gelip ben çilek istiyorum diye tutturduğumda bana onlarla çilekli süt hazırlardı. Keşke yine yapsa. Anneciğim sana buradan sesleniyorum. Lütfen bana yine kışlık çilek hazırla.

Aslında annem beni bilir. Neyi severim, neyi sevmem. Damak tadım babama çekmiş. Annem öyle diyor. Değişik tatları yemek istemem. Böyle diyorum ama, Çin mutfağını çok severim mesela. Annem beni ilk kez bir Çin restoranına götürdüğünde, yemek çubukları kağıt kılıfından çıkartmış, iki çubuğu birbirinden ayırmış ve suşileri bu çubukları kullanarak afiyetle yemişim. Hepsini bitirdiğim yemezmiş gibi daha da istemişim. Demek ki, suşi bile yiyebildiğime göre, aslında ne yediğim önemli değil. Önemli olan yemeğin eğlenceli olması.

Şimdi düşünüyorum da kalamar, karidesi bile yiyebiliyorsam her şeyi yiyebilirim demektir. Yeter ki annem sağlıklı yiyecekleri bana yedirebilmenin eğlenceli bir yolunu bulsun.

Çok mu şey istiyorum acaba? Sanırım iş biraz da bana düşüyor. Ben de her yiyeceğin eğlenceli bir tarafını kendi kendime bulabilirim, öyle değil mi? Havuç yerken kardeşimle birlikte en hızlı havuç yiyen tavşan yarışı yapsak ya da balık yerken kendimi denizlerin en büyük köpekbalığı gibi düşünsem…

Anneciğim istersen şöyle yapalım. Sen sağlıklı diye her bulduğun yiyeceği karıştırıp karıştırıp bana yedirmeye çalışma. Ben de yemediğim sebzeleri, balığı azar azar yemeye çalışayım. Sen onları tabağa süslü püslü koy. Bazen yanına yemek çubuğu koy, bazen renkli, süslü kürdanlar batır, bazen de kardeşimle yemek savaşı yapmamıza izin ver. Tamam tamam son söylediğim şakaydı. Ben de hayal gücümü kullanıp onları yemenin daha eğlenceli yollarını bulmaya çalışayım. Ne dersin harika olmaz mı?

(Visited 48 times, 1 visits today)