Yeni bir hobbit film

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde bir adam varmış. Adı da Ali’ymiş. Gezmeyi çok severmiş ama Ali’nin diğer insanlardan farkı varmış. O diğer insanlardan ziyade tehlikeli yerlere gitmeyi severmiş. O geçen sene bir tapınağa gitmiş ama tapınak öyle bir tapınak ki içeri girenler tepedeki ölü insanları görüp dışarı kaçırıyormuş. Fakat Ali bu tapınaktan korkmamış ve içeri girmiş, biraz ilerledikten sonra karşısına bir kapı çıkmış. İçeriden gülme sesleri geliyormuş ve aniden kapıdan dalmış. Karşısında bir insan varmış. Ali sormuş: Hey dostum ne yapıyorsun. O da şöyle demiş: Aslında içerdeki insanlar maket onları ben astım, seslerde bir hoparlörden geliyor ama bunları insanlardan korktuğum için yaptım. Ali de şöyle sormuş: “O zaman ben senin arkadaşın olurum, tabi eğer istersen?” O da: Olabilir ama ben biraz utangaç birisiyim. Peki senin adın nedir? Benim adım Veli. Veli’de Kristof Kolomb gibi uzak diyarlara açılmak ve yeni yerler keşfetmek istiyormuş. Ali o gün yanına çok sadık bir arkadaş kazandığını anlamış.

 

Günlerden bir gün Ali ve Veli bir gezi yapmak istemişler ama gidecekleri yer çok riskli bir yermiş. Buranın adı: “Smaug’ un Altın deposu” imiş. Ama daha önce buraya girip çıkabilen bir savaşçı değil yarı tanrı bile olmamış. Onlarda kimsenin başaramadığı bu yere girmek istemişler ama bu gezinin sonunda ikisinden birinin zarar göreceği veya öleceği kesinmiş. Bizim maceracılar çantalarını hazırlamışlar ve yolculuğa çıkmaya hazırlanmışlar. Kafalarında onları gazlayan bir müzik eşliğinde yollarına devam ediyorlarmış. Birkaç gün yürüdükten sonra karşılarına bir dağ çıkmış ama bu normal bir dağ değilmiş. Tam 3 kilometreymiş, işte o an anlamışlar, bu “Smaug’ un Altın deposu” imiş. Ali ve Veli oranın tehlikeli olduğunu biliyorlarmış, o yüzden bir mağara bulup orada sabaha kadar dinleneceklermiş. Sabah olduğunda yola koyulmuşlar. Karşılarına çıkacak her tehlikeye hazırlarmış, zaten ölümden korksalar buraya gelmezlermiş. Eğer bu yolda ölmezlerse nesiller boyu yetecek altınları olacakmış. Ali ve Veli maceralarında ilerlerken karşılarına aniden bir hobbit çıkmış ve şöyle söylemiş: “Sizin konuştuklarınızı duydum ve size bir teklif sunmak için buraya geldim. Yolu gösterebilirim ama Smaug’un hazinesinin yüzde yirmisini alırım.” demiş. Ali ve Veli yolu bilmedikleri için bu teklifi kabul etmişler. 3 maceraperest yolda ilerliyorlarmış ve sonunda o meşhur Smaug’un, Altın deposuna gelmişler. Depoya hobbit önden girmiş çünkü o bir kez depoya girmeyi başarmış ama hiçbir şey alamadan kaçmış. Depoya girdiklerinde karşılarında o yüce, kudretli ejderhayı görmüşler.

 

 

 

 

 

Tabi Ali ve Veli çok şaşırmış. Bu ejderhaya daha önce zarar verebilen çıkmamış ama birisi tam kalbinden vurmuş ve oradaki pulları dökmüş. Eğer ki bir ejderhanın pulları dökülürse, pulların koptuğu kısım savunmasız kalır ve eğer bir daha o bölgeden vurulursa o ejderha ölür. Hobbit ejderhayı öldürmenin yolunu biliyormuş. Bu yol da ejderhanın karşısındaki arbaletle onu vurmakmış. Ama eğer bir ses bile çıkarırlarsa Smaug onları duyarmış çünkü ejderhaların duyuları çok keskinmiş. Bu üçü arbalete doğru yavaş yavaş ilerlemeye başlamışlar, tam geldik derken Ali’nin ayağı altın bir kâseye takılmış ve düşmüş. Veli onu kurtarmaya çalışırken, hobbit bunu fırsat bilmiş ve arbaleti ejderhanın kalbine doğru çevirmiş. Ejderha tam gelirken güm! Diye bir ses çıkmış. Ali ve Veli de meraktan çatlayacakmış acaba ejderha öldü mü diye. Ejderhanın yanına gitmişler ve ejderha ölmüş. Onlar yanlarına alabildiklerince altın almış, bu onları 1 nesil boyunca zengin yapmış. Yandan bir ses yükseldi: dostum film çok iyiydi. Evet, dostum gerçekten de film güzeldi. Sağ olun arkadaşlar , neyse o zaman hadi size bay bay beyler.

 

 

 

 

 

(Visited 13 times, 1 visits today)