Çağdaşlığa Mahzur Olmayan Gelenekler

Gelenekler; bir toplumun, bir ülkenin, bir şehrin oluşmasını ve toplumun devamlılığını sağlayan âdetler ve yaşantılardır. Toplumda ihtiyaç duyulan kültürel bir zenginliktir. Farklı hayat tarzlarından, farklı anlayış biçimlerinden, farklı inançlardan doğar. Geleneklerimiz önemli değerlerden oluştuğu için toplum içinde çok saygın ve baskın bir yeri vardır. Toplumda bireyler tarafından böyle bir yeri varken toplumun ilerlemesine bir engel olduğu düşünülmemelidir. Geleneklerimiz çok eski çağlardan beri var olduğu için topluma hayat ve canlılık verip insanların birbirleri ile olan etkileşimini kuvvetlendirir.

Geçmişten günümüze getirilen geleneklerimiz çağdaşlaşmaya ve gelişmeye engel olarak görülmemelidir. Çünkü geleneklerimiz bir toplumun yapısında ne kadar fazla ise o toplumun ne kadar köklü bir toplum olduğunu gösterir. Bayramlarda el öpmek, hastaları ziyaret etmek, çeşitli günlerde bir araya gelerek eğlenmek ya da dini ibadetleri yerine getirmek bir toplumun belli başlı bazı gelenekleridir. Bu değerler toplum için çok büyük bir renkliliktir ve bu  âdetler toplumları toplum yapan özelliklerdir. Bu gelenekler olmazsa toplum ilerlemez ve toplum olmaz. Bu gelenekler toplumun bir araya gelerek kaynaşmasını ve toplumlar arasındaki bağların kuvvetlenmesini sağlar. Gelişmişlik, toplumun bilimsel ve teknolojik açıdan ileri durumda olması, insanların medeni bir şekilde yaşamasıdır. Toplumun bireyleri bunları yerine getirirken geleneklerini de devam ettirebilir.

Gelenekler gelişmeye engel değildir. Bir bilim adamı, özel günlerde büyüklerini ziyaret ettiğinde onun bilgisinden hiçbir şey eksilmeyecektir. İçinde bulunulan toplum bilime sanata önem veriyorsa toplumdaki yeni bireylerden bilim adamı ve sanatçı çıkma olasılığı çok yüksek ve çok başarılı eserler vermeleri mümkündür. Çünkü bilgi birikimi ilerleme için en büyük şeydir. İçinde bulunulan toplum bilime, bilgiye, sanata, insana, fikre önem vermiyorsa elbette o toplumun düşünce yapısı toplumun gelişmesine engel olup yeniliği engeller. Yeni fikirleri engeller, tek tek ilerlemek isteyen bireyler ortaya çıkarıp onları da yavaş yavaş kendi kara deliğine çekip gelişmeyi engeller. Bir toplumun ilerlemesinde toplumun yapısı da çok önemlidir. Gerici, baskıcı, açık fikri olmayan toplumların gelenekleri ve birikimleri gelişmeyi engeller. Örneğin kitap okuma alışkanlığı olan bir toplumun gelenekleri de fikirleri de açıktır. İlericidir baskıcı değildir. Böyle bir toplum elbette ki ilerler çünkü bu tarzdaki toplumlarda insana karşı saygı vardır. Bu toplumlarda her insanın sunduğu fikir saygı çerçevesinde dinlenilip tartışılır. Bu şekilde de ilerleme ve gelişme çok rahat bir şekilde sağlanır.

Kısacası bir ülkenin ve bir toplumun ayakta kalmasını sağlayan o ülkenin has gelenekleridir. Gelenekler, toplumu sıkı sıkı bağlayıp kuşaktan kuşağa bilgiler, davranışlar ve alışkanlıklar iletir. Yenilikler geleneklerin yön verici olması sayesinde ilerleyebilir. O yüzden de her toplum geleneklerine sahip çıkıp korumalı ve kucaklamalıdır çünkü gelenekler sayesinde çağdaşlaşma gerçekleşir. Albert Einstein’ın da dediği gibi “ Yeryüzündeki koşulların düzelmesi salt bilimsel buluşlardan çok insan geleneklerinin ve ülkülerinin gerçekleşmesine bağlıdır.”

(Visited 67 times, 1 visits today)