Efsunkâr

Bu günün son dersine girerken çektiğim şiddetli baş ağrısıyla daha da ağırlaşan göz kapaklarım en sonunda kapandı ve kendimi ,ne kadar yatağım kadar konforlu olmasada okulda her zaman beni rahat ettirmeyi başaran, masamda buldum. Beklediğimden zor bir gün geçirmiştim. Abimi kaybettikten sonra açık olmak gerekirse okul umrumda bile olmamıştı. Şimdi ise aylar sonra yeniden bu tımarhaneye adım atmıştım. Hiç bir zaman sevmediğim okul ortamında yeniden bulunmak beni baya bir zorlamıştı kabul ediyorum. Biten ders ile beraber kendimi olabildiğince hızlı bir şekilde okulun dışına attım. İçimden geçen tek şey abimin ve aynı zamanda benim de favori mekanımız olan deniz kenarına gitmekti. Ne zaman gitmiş ve oraya oturmuştum bilmiyorum, ya da ne kadar zamandır burdaydım.Ama en önemlisi, kaç damla olmuştu gözümden düşen yaş sayısı?

Şimdiki zamanı bulmakta zorlanıyordum. Anılarda kayboluyor ve doğru çıkışı uzun zamandır bulamıyordum. Ağladığımın farkına varamıyor insanların endişe belirten sözcükleri kulağıma ulaşınca yine ağlamaya başladığımı anlıyordum. Benim için bu yaşananların hiç birisi normal değildi. Kendim gibi davranmayalı, daha doğrusu kendim olmanın içimden gelmediği süre uzundu.Denize, abimi benden alan sulara, sanki her milimetresini görmek istercesine deli bakışlar atıyordum. Ben her tarafa bakmak isterken bana inat sürekli buğulanan gözlerimle işim pek kolay olmuyordu. Elimi ceketimin cebine doğru götürüp mendil aldım. Cebimden çıkardığım mendille beraber bir kağıt parçası cebimden yere düştü.Kağıdı incelemeye başladım. Abime ait olmalıydı. Sonuçta onun ceketiydi. Kağıdı açarken titreyen ellerime daha da hızlı düşmeye başlamış olan gözyaşlarım eşlik etti. Açtığım zaman gördüm ki kağıtta bir adres ve altında not yazılıydı: Ceketimi calıcağını biliyordum küçük cadı 🙂 Bu adrese gel.

“Küçük cadı” Bu kelimeler banaydı evet. Kimden diye sorucak olursanız ise size ‘abimden’ yanıtını verirdim.Bana seslenişini bile görmek beni fazlasıyla mutlu edebiliyordu.Özlemiştim, çok özlemiştim. Ama anlayamıyordum nasıl abimden bana not gelebilirdi ki. Ölüceğini nasıl bilebilirdi. Sonuç olarak boğularak ,gözlerimin önünde ölmüştü. Bir notala bile umut dolabilecek bir durumdaydım. Öyle de oldu ve yazan adrese belki de yaşıyordur düşünceleriyle beraber gittim. Burası abimin eskiden şarkı söylediği küçük, şirin bir kafeydi. Buradaki her bir anı içeri girmemle beraber teker teker gözümün önünden geçti. İçeriye bakınmaya başlamıştım ki onu gördüm. Ayağa kalktı ve kafenin arka çıkışına doğru yürümeye başladı. Her zamanki gibi onun hızlı adımlarına yine yetişemiyor ve onu takip ediyordum. Beyoğlu’nun içinde her tür insanı bulabileceğiniz o kendine her seferinde hayran bırakan , şahane sokaklarındaki kalabalıkta onu yeniden kaybetmemek için verdiğim çabalarla onu takip ederken kaç ara sokaktan geçtiğimizi veya ne kadar yürüdüğümüzü hesaplamamıştım. En sonunda durduğumuz yer deniz kıyısıydı. Tam onun yanına gelebilmiştim ki yüzünü bana doğru döndü. Mavi gözlerinin kafa karıştırıcı etkisini yeniden tadıyor olmak paha biçilemezdi.Bir adım daha atarak aramızdaki mesafeyi kapattım ve kolarımı ona sarılmak için açtım ama kollarımı birleştiremeden ellerimden kaydı ve kendini denize bıraktı.

Attığım çığlık ve ardından gelen ‘Lütfen abi!!’ cümlesi bir fayda etmemişti. Tekrardan gitmesine izin veremezdim. Böylelikle ben de kendimi dondurucu Marmara sularında buldum. Ne kadar yüzsem de ona ulaşamıyordum. Nefes alamayana, kendimi kaybedene kadar yüzdüm. Bir elin beni tuttuğunu ve kendine çektiğimi hissettim. Gözümü açtığımda bana sarılı duran abime ben de sıkı sıkı sarıldım ve dudaklarımdan tek bir cümle döküldü: Niye gittin? . Bana beni tatmin edebilicek bir cevap vermek yerine her zaman yaptığı gibi gülümsedi . Yumuşacık olan sesiyle ise benim için 4 kelime lütfetti. “Seni seviyorum küçük cadı!”

Bu kelimelerin ardında ise sadece karanlık vardı. Kocaman bir karanlık. Ne o vardı bu karanlıkta ne de deniz. Sonra yüksek bir ses gelmeye başladı kulaklarıma. Yavaşça karanlık yok oldu ve ben gözümden akan o tek bir damla yaşla kendimi sınıfta, masamda teneffüs ziliyle uyanmış bir şekilde buldum.

(Visited 52 times, 1 visits today)