İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE BESLENME

İklim değişikliği çağımızın en büyük sorunlarından biri. İklim değişikliğini durdurmak veya en azından yavaşlatmak için Dünya’nın birçok yerinde çeşitli toplantılar düzenleniyor, kararlar alınıyor hatta yasalar çıkarılıyor. Peki Dünya için bu kadar ciddi bir tehdit olan iklim değişikliği nedir?

İklim değişikliği Dünya’nın düzenli olarak periyotlar halinde yaşadığı ve bir ısınıp bir soğuduğu evrelerin genel adıdır. Doğal bir olay olması sebebiyle tam olarak durdurmak ise nerdeyse imkansızdır. Zaten bu konuyla ilgili alınan kararların ve benzeri şeylerin genel amacı iklim değişikliğini yavaşlatmaktır. İklim değişikliği eğer normal sürecini sürdürürse küresel ısınma etkisini iyice arttırana kadar insanlar teknolojinin gelişmesi sayesinde hayatta kalmayı başarabilir. Fakat aşırı karbon salınımı ile ozon tabakasının delinmesi küresel ısınmayı olağanüstü biçimde hızlandırıyor. Peki bizlerin bireysel olarak iklim değişikliğine karşı alabileceği önlemler neler?

Birleşmiş Milletler uzmanları, beslenme tarzımızın iklim değişikliği ile mücadelede önemli rol oynayabileceğini söylüyor. Uluslararası basında büyük yankı uyandıran bu rapora birçok yazar ve bilim adamı da destek veriyor. Birçok bilim adamının araştırmaları sonucu oluşturulan bir rapora göre fazla et ve süt ürünleri tüketimi iklim değişikliği ile mücadeleyi zorlaştırıyor. Çünkü bitkisel ürünlerin yetiştirilmesi için kullanılan toprak, hayvan yetiştiriciliği için kullanılan toprağa kıyasla çok daha az. Fakat bu raporu hazırlayan bilim adamları vejeteryan ve vegan beslenmeye geçilmemesi gerektiğini yalnızca beslenmede bitkisel ürünlere ağırlık verilmesi gerektiğini belirtiyor.

Bitkisel ürünlerin daha az toprak kullanmasının nedeni ise “trofik düzeylerinin” daha alçak olmasıdır. Trofik düzey, canlıların beslenme zincirinde bulundukları aşamadır. Bitkiler üretici organizmalar oldukları için trofik düzeyleri, tüketici olan hayvanlara göre daha düşüktür. Besin zincirinde iki aşama arasındaki enerji aktarımında kaybedilen enerji %90 civarlarında olduğu için düşük trofik düzeye sahip olan bitkiler enerjinin çok büyük bir kısmını kaybetmemiş olurlar. Fakat bitkilere kıyasla daha üst trofik düzeyde olan hayvanlar daha çok enerji kaybederler ve bu yüzden alan başına ürettikleri tüketilebilir enerji bitkilere göre daha düşüktür. Dolayısıyla bitkisel ürünler, hayvansal ürünlere kıyasla üretimleri sırasında kullanılan alan göre çok daha fazla enerji içerirler.

Doğaya olan faydalarına ek olarak bitkisel ağırlıklı beslenme insanlar için de çok faydalıdır. Meyve ve sebzeleri bol tüketen kişilerin bedenleri, meyve ve sebze tüketmeyen birine kıyasla çok daha sağlıklıdır. Çünkü meyve ve sebzeler bol miktarda lif ve vitamin içerirler. Bu besinleri yeterli miktarda almayan insanlarda bu besinlerin yeterli miktarda tüketilmemesine bağlı olarak bazı hastalıklar ortaya çıkar. Bu hastalıkların en bilinen örneklerinden bazıları yeterli miktarda c vitamini alınmaması durumunda ortaya çıkan iskorbüt hastalığıdır.

Sonuç olarak bitkisel ağırlıklı olarak beslenme doğa, insanlığın devamı, küresel ısınmayla mücadele ve bireyin sağlığı için önemlidir. Bitkisel ağırlıklı beslenme bugün bazı bilinçli kişiler tarafından tercih edilirken bir gün herkes için bir zorunluluk halini alacaktır.

(Visited 123 times, 1 visits today)