Sınava Değil Hayata Hazırlan

Hepimiz iyi bir geleceğin hayalini kurarız. En iyi okullarda okumayı ister,bunun için çabalarız.Çünkü biliriz ki bu okullar bize iyi bir eğitim sunacak ve iyi yerlere gelmemizi sağlayacak.Bu sayede geleceğimizi de garantilemiş olacağız.Peki ya bu eğitim bizi hayata da hazırlıyor mu yoksa sadece akademik başarıya mı önem veriyor?

Türkiye’deki  okulların çoğu,eğitim sistemi gereği, akademik başarıyı ön planda tutuyor.Elbette akademik başarı çok önemli ancak bu okulların çoğu, öğrencinin 5 şık arasından doğru olanı işaretlemesi haricinde pek bir şey önemsemiyor.Ancak bir şeyi unutuyoruz, her  şey akademik başarı değildir.Hayata hazır olmak da bir o kadar önemli aslında.Çocuklardan sadece ders çalışmalarını bekliyoruz ancak onlara öz güvenli olmaları için rehberlik dersi vermek yerine buna ayrılmış ders saatini Matematik,Türkçe ya da İngilizce dersi vererek değerlendiriyoruz.

Eğitimde üst sıralarda olan bir ülkeyi ele alalım. Finlandiya.Türkiye’deki öğrencilerin okul hayatları ile Finlandiya’daki öğrencilerin okul hayatlarını karşılaştırmak gerekirse, ortaya birçok madde çıkabilir.Biz okula başlama yaşını olabildiğince erkene çekmeye çalışıyoruz ancak orada bu yaş 7 olarak belirlenmiş . Türkiye’de çocuklar birkaç sokak ötedeki okullarına bile servisle gidiyor. Finlandiya’da ise çocuklar birinci sınıftan itibaren okula yürüyerek veya bisikletleriyle gidiyorlar. Bu sayede dışarıya yabancılaşmıyor ve hayata daha hızlı hazırlanıyorlar.

Türkiye’de müfredat ve ders kitapları eğitimin baş tacı olarak görülüyor. Eğitim kalitesindeki yetersizlik genelde bu ikisinin suçu olarak görülüyor. Ama Finlandiya’da çok basit bir müfredat var ve sıklıkla değişmiyor. Öğretmenler okutulacak kitapları kendileri seçiyorlar ama yine de ortalıkta pek ders kitabı kullanılmıyor. Yani Finlandiya’nın eğitim sisteminde ders kitapları bırakın aktör olmayı, figüran bile değil. Figüranların başrol oynadığı ülkemiz eğitim sisteminden gişe hasılatı beklemek bu yüzden sadece bir hayal.

Türkiye’de öğrencilere çöp attırsanız ertesi gün velileri okulu basıp olay çıkarır. Ama Finlandiya’da öğrenciler okulun tüm işlerini birlikte yapıyorlar. Yani Fin okullarında hizmetli yok, tüm işler öğrenciler tarafından yapılıyor. Böylece sorumluluk duyguları gelişiyor.

Finlandiya’da öğretmenler resim dersinden öğrenci alıp matematik etüdü veremiyor. Bizdeyse öğrenciler matematik dersinde defterlerine resim yapıyor. Sonra matematik öğretmeni çocuğu resim dersinde yakalayıp matematik çalıştırmaya götürüyor.

Türkiye’de veliler “Bizim çocuk bugün Matematikten 100 aldı,” diye gururla gezebiliyor. Ama Finli öğrencilere okulun ilk altı yılında  not verilmiyor. Buradaki öğrenciler 16 yaşına geldiklerinde ülke genelinde bir sınava giriyorlar.

Ancak okullar kadar veliler de suçlu. Çünkü Türk anne babaları çoğunlukla korumacı bir tavır sergiliyor ve çocuklarının kendi sorunlarını halletmesine, ayaklarının üzerinde durmasına izin vermiyor. Hal böyle olunca ilk darbede yere yıkılıp hayatı suçluyor öğrenci.Oysaki bu tür konularda çocukların bazı şeyleri kendi başlarına çözmelerine izin verseydik daha güçlü, öz güvenli, kararlı bireyler yetişirdi. Veliler korumacı olunca okullar da onları tatmin edebilmek için aynı şekilde yaklaşıyor.

Toparlamak gerekirse, eğer başarılı, hayata hazır bireyler istiyorsak öncelikle halktaki, “ eğitim” algısını değiştirmeliyiz.100 tane test çözmemizi isteyen veliler olduğu sürece ne eğitim sistemi gelişir ne de öğrenciler. Bizleri hayata hazırlamaktansa sınava hazırlayan okullar oldukça afallarız,tıpkı daha önce hiç alışık olmadığı sulara giren bir balık gibi gerçek hayata karşı ne yapacağımızı bilmeden yaşarız.

(Visited 70 times, 1 visits today)