Zaman Makinesindeki Yolculuk

Merhaba herkese; Ben Çınar. Hayatım da ilk defa kısa sürecek bir yolculuğa çıkacağım. Yalnız bakmayın kısa süreli dediğime. Gidecğim ne başka bir şehir ne de başka bir ülke. Yolculuğa kendi icat ettiğim zaman makinemle çıkacağım. Fakat bir. Konu da kararsızım. İleriyi gidip gelişen teknolojinin yanında yok olan insanlığı da görebilirim; geriye gidip teknolojinin neredeyse olmayıp insanı insan olarak nitelendireceğimiz zaman mı? Sanırım cevap soruda gizli. Geriye gitmek belki de bizi gittiğim kadar ileri götürecek. Yani şunu diyotum; bu berbat düzen gelişen teknolojinin esiri olduğumuzdan dolayıdır. O yüzden geçmişe gidersem sadece fiziksel niteliklerinden dolayı insan dediğimiz kişilerle olabildiğince az karşılaşacağım. Çantam hazır, biraz param da var. O zaman her şey hazır. Aldım çantamı sırtıma, girdim makineye, ayarladım tarihi, bastım tuşa. Hızlı bir zaman kırılması olduktan sonra geçmişe geldim.

Geldiğim yer 4 katlı bir apartmanın terasıydı. Şu binların şirinliğine bak. Ne kadar da güzeller. Hiç bir binanın müteahhiti kendi cebini düşünüp daha da kat çıkmamış. Hiç bir bina birbirinin ışığını kesmiyor. Bir dakika ya. Nerde bu boğaz köprüleri, nerde egzoz dumanı? Sanırım baya eskilere gelmiştim. Gördüğüm ilk  kapıdan girip binadan çıktım. Aman Allahım şu caddenin güzelliğine bak.

—Günaydınlar efendim!

—Pardon, bişey mi dediniz?

—Günaydın dedim, rahatsız mı ettim yoksa efendim.

— Ha yok, size de günaydın.

Bu adam beni nerden tanıyor da selam veriyor. Sokağın otasında görddüğü bir adamım. Bir yerden mi tanıdık geli acaba. Çok  sanmam ama. Herkes birbiriyle selamlaşıyor. Bu kadar kişi birbirini tanıyor olamazdı. Neyse ya, karnım da acıkmıştı. Şu pastahanede vardır poğaça börek herhalde.
— İki simit!
Pastahaneci simitleri alıp kesekağıdına koyar.

— Size de günaydın efendim, buralı değilsiniz herhalde.

— Çok sayılmam, nereden anladınız?

— Burda insanlar birbirini tanımasa bile selamlaşır en azından. Siz “kolay gelsin” bile demediniz efendim. Yeni taşındınız herhalde mahallemize.

Gülümsedim. Parayı vermeyip çıktım. Yol boyunca yüzüm yerde, elimde simit yiyerek ilerledim. Düşündüğüm tek şey şuydu; Neden bunu geldiğim yerdeki bir pastahaneciden duymayıp eski bir pastahanede duyuyorum. Evet, insanı insan olarak nitelendirdiğimiz zamandayız. Her şey geldiğim yerden daha güzel. İnsanlar çok saygılı, kibar, nazik… Sokakta su satan bir tane bile çocuk yok. Şairler hala şiirlerini yazıyor, hem de hapiste değiller.

Burada kalma isteğimi hiç bir kelimeye sığdıramam. Ama bu kısa sürede fark ettiğim bir şey vardı. Burası bizim neslimize çok fazlaydı. Daha insanların elinde telefon yoktu, masalarında bilgisayar, kollarında akıllı saat, karşılarında televizyon… İnsan demiyor değil; nasıl bu kadar teknolojisizlikte bizden daha iyiler. İşte! Devir ilerlemiş, teknoloji gelişmiş, ama insanlar? İnsanlar gelişen teknolojinin etkisinde yok olmuş gitmiş. Zamanda geriye gitmek üzere ayarladım ve durum böyle kim bilir 10 sene, 5 sene sonra; 1 gün sonra ne olacak?

 

 

(Visited 2 times, 1 visits today)