Modern Çağın Getirilerinin Götürdükleri

Günümüzde çok yaygın kullanılan internet, evlerimizle beraber beynimize ve duygularımıza da girmiş vaziyette. Gün geçtikçe bizleri hissizleştiren özümüzü ve milli değerlerimizi hiçe sayacak konuma getiren de ne yazık ki teknolojidir.

Mesela bir telefon markasının bir üst modeli çıktığında onu alma isteği yerine, telefon markasının iş görmesi, bunun farkında olunması, milli servetin ve zamanın harcanmaması gerektiği gibi konuları düşünen pek kalmadı. Komşu ülkemiz olan Suriye’ye bakacak olursak buradaki nüfusun çok sayıda mühendis, mimardan oluştuğunu görmekteyiz yalnız ileride olmadıklarından tarihini bilmeyerek geleceğe bakmayı da es geçmişlerdir. Etraflarının farkına varamamışlar, bu durum onları ülkelerinden göç ettirecek kadar sıkıntılı bir hayata maruz bırakmıştır ve gelişen teknoloji, matematik, ilim, fen derken tamamen kör olmuşlar ve teknolojiye gömülmüşlerdir. Teknoloji aslında hayatı kolaylaştırmak, insanları rahatlatmak içindir ama günümüz teknolojisi değişik odakların kurduğu çeşitli planlarla insanları kör etmekte, etraflarına bakmalarını engellemekte, farkındalığı azaltmaktadır. Elbette, çoğu zaman hayatımızı kolaylaştıran da teknolojidir fakat bunun gibi olumsuz yanları da göz ardı edilmemelidir. Şimdi ellerimizdeki telefonları bir kenateknolojira koyalım mesela, çevrede koşuşturan insanları görebiliyor muyuz? Nereye gidiyor bu insanlar? Neyin koşuşturması içindeler? Şimdi bir gazete alalım manşetlere göz gezdirip gündemde olup bitenlere, bizim haberimiz bile olmayan acı tatlı olaylara bakalım. “Neler oluyor bu ülkede?” diyenlerimiz olacaktır. Ama kimse bu gündemlere bakarken ben ne yapmalıyım diye sormayacaktır kendi kendine. Ne yazık ki böyle bir konumdayız toplum olarak. Özellikle geleceğin büyükleri ve inşa edicileri olarak bizlere düşen görev daha fazladır. Dolayısıyla gençlerin etrafını daha fazla incelemesi ve bir şeylerin farkına varması gerekmektedir. Etrafını incelemek derken kastettiğim kesinlikle batıyı örnek almak değildir biz aslında tarihimizde geçmişe baktığımız zaman gelişmişliği görebiliriz. Biz medeniyetler geçidi olmuş Anadolu’da yaşayan bir topluluğuz ve buraya gelirken kurduğumuz imparatorluklar, 3 kıtaya hakim olmamız ne kadar büyük bir medeniyet olduğumuzun kanıtıdır. Kültürü, geleceği, teknolojiyi, gelişmişliği önce kendi içimizde yaşamalıyız. Göktürkler, Hunlar, Osmanlı ve Türkler yıllarca at koşturmuşlar bu topraklarda bizlere güzel bir vatan bırakabilmek uğruna. Peki biz hiç mi sorumlu değiliz onlara karşı? Biz de tarihten fırlatılan bir ok olmalıyız. Bugüne gelen, geleceğe ışık hızıyla gidecek olan ama fırlatıldığı noktanın hizasında kalan. Türk, geçmişini merak etmelidir. Atalarının yaptığı mücadelelerden ders çıkarmayı bilmeli ona göre kendini bilinçlendirmelidir. Şu an neredeyse kimsenin ilgilenmediği bu konu çok önem arz etmektedir. Toprağın altında huzurla yatabilmek için toprağın üstünde dimdik durmaaalıyız. Bu konuda Türk gençliğine çok büyük sorumluluk düşüyor. Milli kültürünü, vatanını her şeyden üstün tutmak bu yozlaşan toplumda dikkat edilmesi gereken en önemli husustur. Mesela somut bir örnek verilecek olursa eski mimariye özlem ve hayranlık çokçadır. Ülkemize birçok turist bizim eski mimarimizi görmeye gelmektedir. Teknoloji gelişmiştir, teknoloji geliştiğine göre eskiden daha iyi olması gerekmiyor muydu? İşte en büyük kanıt da budur. Eskiden daha büyük özen, özveri vardı şimdi gelişen teknolojiyle farkındalık, özveri azaldı ve sanat azaldı. Sanat aslında kültürün ta kendisidir. Sanat bir ülkenin can damarlarıdır, o ülkeyi yansıtan maddi bir oluşumdur. Biz sanatımızı kaybetmemeliyiz. Aynı zamanda Türkçeye de gereken önem verilmiyor. Milli değerlerimizi oluşturan bir unsur da budur tabi ki. Dil öğrenmek, gelişim ve donanım açısından faydalıdır fakat dilimize giren yabancı kelimeler ve bunların kullanılması absürt bir davranıştır. Sonuç olarak bu zorlu dönemden geçebilmek için genç beyinler ve milli değerlerine sahip çıkabilecek bir gençlik aranıyor.

(Visited 120 times, 1 visits today)